Ipana Expert Kadar Ferahlatan Biri'ne


Ayakkabılarımı giydim. Basamaklara sağlam ama yorgun adımlar atarak yukarı çıktım. Etraf karanlıktı. Soğuk bir yaz gecesiydi. Bir elimle diğer kolumun dirseğini, diğer elimle de aşağıdan çantamın sapını kavrayıp etrafı seyre daldım. Otobüsler hala konserve gibi tıkış tıkıştı. Sivrisinekler kanımı tatmaya meraklıydı. Eceline susamış bir sinek gözümü girmeye çalışınca onu elimle bir güzel böcürttüm. Omzumun üstünden bana doğru gelen delikanlıya baktım. Aklımdan milyonlarca düşünce geçti. Çantasını benden az daha uzağa bıraktı. Elinde ince parmaklarıyla sımsıkı kavradığı kafam kadar Nokia telefonu vardı. Her zamanki gibi, diğer eli de cebindeydi. Issız bir görünüşü vardı. Sanki ben hep yazdım, oysa bitmeyen kışlar gibi. Beyaz teni, çıkık elmacık kemikleri, kısık gözleri vardı. Teni güneşten dolayı kızarmıştı. Seksi bir duruşu vardı. Son derece zarifti. Bu düşünceleri hemen aklımdan kovmaya çalıştım. Her nedense bana, geceleri buluşup haka dansı yapan arkadaş çevresi ona, “sen çok seksiyus sana akıl okuma yeteneği veriyorus” gibisinden bir büyü yapmış. E, dolayısı ile de, sanki akıl okuyabilen harikulade bir varlıkmışçasına deli saçması bir düşünceye sahiptim. Onun yanındayken onun hakkında düşünmekten korkuyordum. Hatta kendimi zihnimin içinde onunla konuşurken buluyordum. Daha sonra kalan aklımı başıma devşirip hepten üşütük olmama mani oldum. Yan sokaktaki düğün dolayısıylen çalan oyun havaları havayı gittikçe asortikleştirdi. Onunla 2’li parendeler, üçlü saltolar atabilirdim. Doğduğu günden beri hiç günah işlememiş kadar masumdu. Yeterince odaklanırsan taptaze nefesini bile hissedebilirdin. Bir insanın sahip olmak isteyeceği çoğu şey onda vardı. Hatta çoktan fazlası.

0 yorum: