A C İ L


Bugün ailecek(!) göle gidip piknik yapacaktık, bu yüzden sabahın köründe kalktım. Hayatımda hiç göle gitmemiş ve bu kadar büyük çapta bir piknik yapmamıştım. Heyecanlıydım. Annemin 5 karış suratına sinirlenip kahvaltı yapmadım, balkonda müzik dinledim. Ben balkondayken annemin karnı ağrımaya başlamış. Kuzenim “gidiyoruz” diye yanıma geldi. Kulaklığım kulağımda, merdivenlerden hızlıca inip dayımın gri volvosunun cam kenarını kaptım. Yarı yolda dayımın telefonu çaldı. Annem sancılanmış. Eve geri döndük. Annem iki büklüm olmuş, kıvranıyordu. Koluna girmeye çalışınca “Şimdi mi aklına geldi” diye bağırdı. “Siz beni hasta hasta bırakıp gidin zaten” diye söyleniyordu. Son hızla hastahaneye geldik. Elim kolum bağlanmış gibi sadece annemin yanında dolanıyor. O inledikçe gözümden yaşlar boşalıyordu. Kimse görmeden ellerimle gözyaşlarımı silip, başımı dik tutmaya çalışıyor ve bana acıyarak gözlere anlam vermeye çalışıyordum. Güvenlik görevlisi “Hastanın yanında sadece 1 kişi kalabilir” deyince anneannem annemle kaldı, ben de bahçeye çıktım. Dayım kuzenime nintendosunu verdi, ben de müzik dinlemeye başladım. Şarkı gözlerimi yakmaya başladıkça diğer şarkıya geçiyordum. O sırada bir ambulans yanaştı. Boynunda boyunluk olan ağlamaktan küçülmüş gözleri ve birbirine girmiş saçlarıyla bir kadın sedyede çırpınıyor, ağlıyor ve bağırıyordu. Başım dönmeye başlayınca duvara yaslandım. Gözyaşlarımı bu sefer durduramazdım. Kuzenim görmesin diye ona sırtımı döndüm. Karşıda benden 4–5 yaş büyük oğlan benim bu halimi görünce yüzünü ekşitti. Başımı öne eğdim. Dayım bizi eve bıraksın diye yalvarıyordum. Hastaneler bana göre değildi, acil bölümünüyse hiç adımımı atmamalıydım. Sonunda tekrar gri volvonun rahat koltuklarına kendini attım, dayımın söylediğine göre annemin böbrek hastalığı olabilirmiş. Bir böbrek hastalığımız eksikti. Ölme Bengü ölme.

Piknik maceramız da daha başlamadan bitmiş oldu. Şanssızlığımın geometrisine piramit sokasım var.

0 yorum: